Uyuşturucu Ticareti Suçundan Tutuklanmaya Karşı İtiraz Dilekçesi Nasıl Yazılır? MUSA SARIKAYA MANİSA AVUKAT

Yargı içtihatları ile destekli örnek itiraz dilekçesi

 

 

uyusturucu-ticareti-sucundan-tutuklanmaya-karsi-itiraz-dilekcesi-nasil-yazilir-manisa-avukat-musa-sarikaya

MANİSA NÖBETÇİ ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

Gönderilmek üzere

…... SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE

 

 

 

Dosya No : 2025/XXXXSorgu

 

TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ EDEN

ŞÜPHELİ : A.Y. T.C. Kimlik  No:XXXXXXXXXXX

MÜDAFİİ : Av. Musa SARIKAYA

SARIKAYA HUKUK BÜROSU-Yarhasanlar Mah.2321 Sk.No:16 Kat:3 Daire:8  Şehzadeler/MANİSA

UETS[1806 -60375-37805]

 

KONUSU : Manisa  ...... Sulh Ceza Hakimliği’nin 2025 tarih ve 2025/xxx sorgu sayılı kararı ile şüpheli A.Y. hakkında verilmiş olan tutuklama kararına karşı itirazlarımız ile şüpheli A.Y. Bi hakkın Tutuklama Koruma Tedbirinin kaldırılmasına karar verilmesi hk.

AÇIKLAMALARIMIZ :

Tutuklamaya ilişkin kararlarda CMK madde 100’deki koşulların ve yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5.maddesindeki koşullar ile Anayasa’nın 19/3 hükümlerinin şüpheli bakımından oluşup oluşmadığının mahkemece irdelenip karar verilmesi gerekmektedir. Sayın mahkemece sorguda bu yönde inceleme ve irdeleme yapılmadan müvekkil  A.Y.   hakkında tutuklama kararı verilmiştir. Şöyle ki;

Şüpheliye isnat olunan Uyuşturucu veya uyarıcı Madde Ticareti Yapma ve Sağlama suçunun unsurları oluşmamıştır. Şüphelinin Üzerine atılı Uyuşturucu veya uyarıcı Madde Ticareti Yapma ve Sağlama  suçunun dayanağı, uyuşturucu kullandığını ikrar eden S.S.  isimli  şahsın soyut beyanından ibarettir. Üzerine atılı suçlamanın varlığını ispata yarar başkaca hiç bir dayanak bulunmamaktadır. S.S.  isimli şahsın, üzerinde arama esnasında bulunan 40 adet sentetik ecza haplarıyla ilgili olarak, kolluk personeline suçtan kurtulmak, hakkında tutuklama tedbiri uygulanmaması gayesi ile böyle bir beyanının olduğu düşünülmektedir.

 Zira, hem S.S. isimli şahıs,  hem de müdafisi olduğum  A.Y.  uyuşturucu kullandıklarını ve bağımlısı olduklarını açıkça beyan etmektedirler. Hatta, şüpheli A.Y. kendi iradesiyle bağımlılık halinden kurtulabilmek için Hastane de tedavi görmeyi kabul ettiğini hem kolluk hem de sorguda açıkça beyan etmiştir. Arama yapılan konut, şüphelinin Annesi ile beraber ikamet ettikleri dairedir. Yine Annesi ile birlikte SERBEST MESLEK  işi ile meşguldürler. Uyuşturucu satma ve bu yönde gelir elde etme ihtiyaçları bulunmamaktadır. Arama tutanağında yazılı esrar olduğu belirtilen uyuşturucu ile 14 adet Sentetik ecza hapı miktarı Yargıtay kararlarında istikrarlı olarak belirtildiği haliyle kullanım miktarı sınırının çok altında kalmaktadır. Şüphelinin annesi ile ikamet ettiği evin kapısını, arama kararı gereği konuta gelen kolluk görevlilerine kendisi açmış, odadaki masa üzerinde açıkta az miktarda kendi kullanım ihtiyacı kadar miktarda uyuşturucu bulunmuştur.

YARGITAY, UYUŞTURUCU BULUNDURMANIN KULLANIM İÇİN Mİ YAPILDIĞINI DEĞERLENDİRİRKEN; BAZI KRİTERLERİ GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURMAKTADIR. (CGK, 2004/07-136 E., 2004/136 K. ile CGK, 2011/387-75 E., 2012/75 K.)

 Dolayısıyla, bu kriterler hakimin uyuşturucu madde ticareti suçunun oluşup oluşmadığını belirlenmesine yardımcı olmaktadır.

 Bu kriterler hem öğretide hem uygulamada, kabul görmüştür. Bu doğrultuda, Yargıtay kararlarda şu 3 kriteri belirlemiştir:

(1).       Uyuşturucu maddeyi satma, devir veya tedarik etme davranışı,

(2).       Uyuşturucu maddenin bulunduğu yer ve bulunduruluş biçimi,

(3).       Uyuşturucu maddenin miktar ve çeşidi ,

***UYUŞTURUCU MADDENİN BULUNDUĞU YER VE BULUNDURULUŞ BİÇİMİ KRİTERİ?

Hakim uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yer ve bulunduruluş biçimini tespit etmelidir. Çünkü, uyuşturucuyu kendi kullanacak kişiyle satacak kişi, bu maddeyi farklı yerlerde ve farklı şekillerde saklamaktadır.

***UYUŞTURUCU MADDENİN BULUNDUĞU YER?

Uyuşturucuyu kişisel kullanım için kullana kişi, bunu her zaman kolaylıkla ulaşabileceği bir yerde saklamaktadır. Örneğin, genellikle evinde veya işyerinde bulundurmaktadır.

Buna karşın, kişi uyuşturucu maddeyi kolaylıkla ulaşılamayacak zor bulunacak bir yerde bulundurabilir. Bu durum da ise, kişinin uyuşturucu maddeye ilişkin amacının uyuşturucu ticaret olduğu kanısına varılabilir. Örneğin; kişinin uyuşturucunun eve veya işyerine uzakta çıkarıp alması veya kişinin ikametgahının bulunmadığı ilde uyuşturucu madde ile yakalanması kullanma dışı bir amaca işaret etmektedir. (10.CD., 2019/4767 E., 2020/1384 K.) Ayrıca, kişinin uyuşturucuyu güç ve zaman gerektiren bir yere gizlemesi kullanma dışında bir amaçla bulundurduğunu göstermektedir.

***UYUŞTURUCU MADDENİN BULUNDURULUŞ BİÇİMİ?

Hakim, uyuşturucu maddenin bulunduruluş biçimine ilişkin hususlar kişinin amacının uyuşturucu ticareti olup olmadığının tespitinde dikkate almaktadır. Bu doğrultuda, hakim uyuşturucunun paketlenmesine ilişkin hususları dikkate almaktadır. Örneğin, paketleme ilişkin şu gibi durumların varlığı kişinin amacının uyuşturucu madde ticareti olduğu hususunda önemli belirtilerdir: (CGK., 2014/7 E. , 2014/322 K.)

•           Uyuşturucunun çok sayıda özenli olarak hazırlanmış küçük paketçikler halinde olması

•           Her paketçiğin içine hassas biçimde yapılan tartım sonucu aynı miktarda uyuşturucu madde konulmuş olması

•           Uyuşturucu maddenin ele geçirildiği yerde veya yakınında, hassas terazi ve satış için gerekecek malzemelerin bulunması

•           Paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin niteliği

***UYUŞTURUCU MADDENİN MİKTAR VE ÇEŞİDİ?

Hakim bulundurulan uyuşturucu maddenin çeşidini ve miktarını tespit etmelidir. Zira, uyuşturucuyu kendi kullanacak kişiyle satacak kişi, bu maddeyi farklı miktarda ve çeşitlerde saklamaktadır.

***HANGİ HUSUSLARA GÖRE UYUŞTURUCU MADDENİN KİŞİSEL KULLANIM SINIRI BELİRLENİR?

Kişisel kullanım için kabul edilebilecek miktar kişiye ve uyuşturucu ve uyarıcı maddenin çeşitli özelliklerine göre belirlenmektedir. Dolayısıyla, bu özelliklere göre kişisel kullanım sınırları değişiklik gösterebilmektedir. Bu doğrultuda, yetkililer kişisel kullanım sınırlarını şu hususlara göre belirlemektedir:

•           Kişinin fiziksel ve ruhsal yapısına

•           Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliğine, cinsine ve kalitesine

Yargıtay kararlarında ve Adli Tıp Kurumu mütalaalarında, uyuşturucu maddenin kişisel kullanım sınırları tespit edilmiştir. Böylece, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar, eroin, kokain, sentetik haplar, metamfetamin, kenevir maddesi vb. uyuşturucu maddelerin kişisel kullanım sınırlarına ilişkin tespitler mevcuttur. Ancak, Yargıtay kararlarında bu sınırları olayın özelliklerine göre de belirlemektedir.

Örneğin; Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında, esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde 3 kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Ancak, Yargıtay esrar kullanıcılarının genellikle birkaç aylık ihtiyacını karşılayacak kadar esrarı yanlarında bulundurabileceğini de göz önünde bulundurarak, kişisel kullanım sınırını belirlerken esrar kullanma alışkanlığını da dikkate alır. Bu sebeple, Yargıtay, esrar kullanıcılarının normal kullanım alışkanlıklarına uygun miktardaki esrarı kişisel kullanım olarak değerlendirirken, bu miktarın üzerindeki esrarı ise ticari amaçlı olarak değerlendirmektedir. (CGK., 2014/7 E., 2014/322 K.)

Ayrıca, Yargıtay kişisel kullanım sınırını tespit ederken uyuşturucu maddenin miktarı ile birlikte uyuşturucu madde bulunduran kişinin ekonomik durumunu da dikkate almaktadır. Mesela, Yargıtay ekonomik durumu çok iyi bulunan bir kişinin belli miktarda uyuşturucu madde bulundurması kullanma amacına yönelik olarak kabul etektedir.  (20 CD., 2017/3529 E., 2017/6396 K.)

Genellikle, uyuşturucu madde kullanan kimse 1 ya da benzer etki gösteren 2 değişik uyuşturucu maddeyi bulundurur. Bu sebeple, değişik nitelikte ve farklı etkileri olan eroin, kokain, esrar ve amfetamin içeren tabletleri birlikte bulunduran sanığın bunları satmak amacıyla bulundurduğu kabul edilebilir.

Nitekim, YARGITAY CGK., 2017/220 E. , 2018/605 K. SAYILI KARARI “… Uyuşmazlık konusunda varılan sonuca göre; suç konusu uyuşturucu maddeyi kullanmak için satın aldığını söyleyen sanığın savunmalarının aksine, bu maddeyi başkasına satacağına, devredeceğine veya vereceğine ilişkin herhangi bir davranış içinde olduğu hususunda bir tespit bulunmadığı gibi kullanma dışında bir amaçla bulundurduğuna ilişkin delil de olmaması, suç konusu uyuşturucu maddenin aracın görünür yerinde ve tek parça hâlinde olması, ele geçirilen esrarın miktarı itibarıyla da kullanım sınırları içerisinde kalması karşısında, sanığın sabit görülen eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. …” şeklindedir.

Yine, 20. CD., 2017/3529 E. , 2017/6396 K. SAYILI KARARI da;

“…Bu değerlendirmede miktar dışında;

a)Sanığın hareketleri (müşteri arama, pazarlık yapma, numune gösterme ve benzeri)

b)Uyuşturucu/uyarıcı maddelerin ele geçiriliş ve bulundurma şekli ile çeşitlilik, (çok sayıda küçük miktarlı poşetçikler, madde bulaşıklı hassas terazi; esrar, eroin, kokain, MDMA, sentetik kannabinoid gibi maddelerin bir arada bulundurulması)

c)Uyuşturucu/uyarıcı maddelerin bulunduğu yer, zaman ve belirlenecek zaman dilimi içinde içinde sanık tarafından kullanılabilecek madde miktarı,

d)Sanığın uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığı,

e)Sanığın sosyal ve ekonomik durumu geçimini ne ile sağladığı, geliri gibi olgular da değerlendirilmelidir. …” şeklindedir.

 YARGI KARARLARINDA AÇIKLANAN, UYUŞTURUCU SATIMINI GÖSTEREN BELİRTİLERDEN HİÇ BİRİ SOMUT OLAY BAĞLAMINDA MEVCUT DEĞİLDİR. Hatta, S.S.  isimli şahıs'ın ifade beyanında, 1900TL. Karşılığında A.Y.’den satın aldım denmesine rağmen, müdafisi olduğum şüphelinin üst aramasında ve konutundaki aramada böyle miktarda paraya rastlanmamış olması da, S.S. isimli şahsın, suçtan kurtulmak maksadıyla gerçeği yansıtmayan beyanda bulunduğunu gösterir niteliktedir.

 Zira S.S.  isimli şahıs şüpheliye 1900TL. Ödeme yapmış olsaydı, en az 1900TL. Ve üzeri bir paranın arama da ele geçmiş olması gerekirdi. Kaldı ki, S.S.  isimli şahısın, şüphelinin evinden çıktıktan hemen sonra, şüphelinin evi aranmaktadır.

 Diğer yandan, S.S.  isimli şahsın ifade beyanında da vurgulandığı üzere, Müdafisi olduğum A.Y.yi daha önceden tanıdığı, bir birlerine gelip gittiklerini açıktır. Bu bağlamda, birbirlerine gelip gitmelerinin yegane sebebin, uyuşturucu alıp verme de olmayacağı açıktır. Yine bu bağlamda, Kolluk tarafından dosyaya eklenen teşhis Tutanağının da, Teşhis yönüyle itibar edilecek bir yanı bulunmamaktadır. Zaten iş ilişkisi içinde bulunan ve birbirlerini gayet iyi tanıyan kişilerdendirler. Bu durumu S.S.  isimli şahısta, Şüpheli A.Y. 'de ifadelerinde belirtmişlerdir.

KOLLUK, CMK 135 KAPSAMINDA ŞÜPHELİ A.Y. HAKKINDA ''İLETİŞİMİN TESPİTİ VE DİNLENMESİ '' KARARIYLA ŞÜPHELİNİN İLETİŞİM KAYITLARINI DİNLEMİŞ VE HERHANGİBİR SUÇ KAYDINA RASTLAMAMIŞ VE HUSUSU DA HAZIRLIK DOSYASINDA BELİRTMİŞTİR. Müdafisi olduğum, A.Y.  eğer uyuşturucu madde satan, pazarlayan biri olsaydı, iletişimin tespiti esnasında mutlaka görüşme kaydına da rastlanması beklenirdi. Tüm bu açıklamalar  bağlamında, Müdafisi olduğum A.Y.ye isnat edilen  Uyuşturucu veya uyarıcı Madde Ticareti Yapma ve Sağlama  suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı apaçık ortada iken, isnat edilen suçun katalog suçlardan olması gerekçesi ile tutuklanması ölçülülük ve tutuklama sebepleri bakımından hukuka aykırıdır.

  Sayın mahkemece, tutuklama gerekçesinde,'' suçun vasfı, mahiyeti, mevcut delil durumu ve kollukta alınan şüpheli savunması, tanık beyanı, temin edilen uyuşturucu maddeler ve araştırma tutanağı ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, suçun varlığını gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun CMK 100. Maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, yasada öngörülen ceza miktarı nedeniyle verilecek tutuklama kararının ölçülü olması''  halini tüm şüpheliler yönüyle kuvvetli suç şüphesinin somut olgusu olarak kabul etmişse de; müvekkil kolluktaki ve sorgudaki açık beyanında belirttiği üzere, uyuşturucu bağımlılığından kurtulamadığını, daha önceden de uyuşturucu madde kullanmaktan hakkında adli işlem yapıldığını, maddi gelirinin yeterli seviyede olduğunu, tespit edilen esrar ve Sentetik ecza hapının miktarının ancak ve ancak kullanıcı sınırları içinde kaldığı hususlarına rağmen, üzerinde sentetik ecza hapı bulunan ve hatta miktarı da 40 adet olan S.S isimli şahsın ifade beyanınına dayanılarak, S.S.  isimli şahsın suçtan kurtulmak için gerçeğe aykırı da konuşabileceğinde hiç şüphe duyulmadan, tutuklamanın yegane ve mutlak gerekçesi olarak kabul edilmesi ve bu salt beyanın başkaca somut delillerle desteklenmediği de açık iken,  adli kontrol tedbirinin dahi neden yeterli olmayacağı tartışılmadan ve gerekçesi açıklanmadan tutuklanması ölçülü olmamıştır.  İNSAN HAKLARI AVRUPA MAHKEMESİ(İHAM) KARARLARINDA DA TUTUKLAMANIN SON ÇARE VEYA ORANTILI OLMASI GEREKTİĞİ, ŞÜPHELİ VEYA SANIĞA İLİŞKİN ÇOK CİDDİ KAÇMA VE DELİLLERİ KARARTMA ŞÜPHESİ OLMASI GEREKTİĞİ İFADE EDİLMEKTEDİR. Yine AYM ve İHAM  kararlarda daha önce başka bir tedbir uygulanabilecekken tutuklama tedbirinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğu açık ve net bir şekilde kabul edilmiştir. Somut olayımızda da CMK 109 kapsamında adli kontrol yoluna başvurulabilecekken tutuklamaya hükmedilmesi açık ve net bir şekilde hukuka aykırıdır.

Planlı istihbari faaliyeti olarak çok önceden başlanılan fiziki ve teknik takip ile ilgili Kolluk ve hazırlık makamı tüm delilleri toplamıştır. Müvekkil sabit ikamet sahibi olup, kaçma şüphesi, delilleri karartma şüphesi, diğerlerini etkileme şüphesi de bulunmamaktadır. Üzerine atılı suçun maddi ve manevi unsurları oluşmadığından, suç vasfı değişecektir.

Tutuklamanın sadece bir güvenlik tedbiri ve son çare olan bir güvenlik tebdiri olması göz önünde bulundurulduğunda, kaçma ve delilleri yok etme anlamında herhangi bir yola başvurmayan ve böyle bir şüphesi de bulunmayan şüphelinin tutuklanarak hürriyetinden yoksun bırakılması,  gerek T.C. Anayasasına gerekse de AİHS’ne açıkça aykırıdır. AİHM de içtihatlarında tutuklamanın en son önlem olarak uygulanması gerektiğinden bahsetmekte; başka bir önlemle tutuklamadan sağlanan yarar sağlanabilecekse, tutuklama yoluna gidilmemesi gerektiği belirtilmektedir.

Esasen İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) içtihadına bakıldığında, “katalog suçlar” benzeri düzenlemelerin kabul görmediği ve bu yolla oluşturulan karinelerin ilgili mercileri tutuklama nedenlerinin varlığını gösteren delilleri somut olgularla açıklamaktan muaf tutmadığı görülmektedir. İHAM Büyük Daire; 2016 yılında verdiği Buzadji/Moldova kararında (B. No: 23755/07, 05/07/2016), tutuklama tedbirini haklı kılacak ilgili ve yeterli gerekçe gösterme yükümlülüğünün ilk tutuklama kararından itibaren geçerli olduğunu ifade etmiştir (§ 102). BUNA GÖRE; İŞLENDİĞİNDEN ŞÜPHE DUYULAN SUÇUN “KATALOG SUÇLAR ARASINDA YER ALMASI”, TUTUKLAMA NEDENİNİ SOMUT OLGULARA DAYALI DELİLLERLE GÖSTERME YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ ORTADAN KALDIRMAYACAKTIR.

CMK 109’daki adli kontrol kurumunun tutuklamaya göre öncelikle uygulanması gerekir. Tutuklama en son tedbirdir. Sulh Ceza Hâkimliği, öncelikle adli kontrolü uygulamadan tutuklamaya hükmetmemelidir. Şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmadan, bu tedbirden yarar sağlanıp sağlamayacağı tespit edilmeden doğrudan tutuklama kararı verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır.

Bu itibarla öncelikle şüphelinin bi hakkın tahliyesini, sayın hakimliğiniz aksi kanaatte olur ise CMK m.109 ve diğer hükümler gereğince tutuklama tedbirinin ADLİ KONTROLE çevrilmesini talep ederiz.

NETİCE VE TALEP : Yukarıda açıklanan ve Sayın mahkemenizce re’sen takdir edeceği nedenlerle;

Müdafisi olduğumuz şüpheli A.Y.  hakkında verilen tutuklama kararın İTİRAZEN KALDIRILMASI ile ŞÜPHELİNİN Bİ HAKKIN SALIVERİLMESİNİ,

Sayın Mahkemede, aksi kanaat hasıl olur ise CMK m.109 ve diğer hükümler gereğince tutuklama tedbirinin ADLİ KONTROLE çevrilmesini,

Saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz. …/… /2025

 

Şüpheli  Müdafii

E-İMZALIDIR.

Av. Musa SARIKAYA

 

 

Resim
Resim
alt
alt
X